Abdülhakim ALTUNTOP -- İSLAM ve BİLİM

KÜRTAJ, CİNAYET MİDİR?

    ** Çocuk Aldırmak :
     Sual: Seadet-i Ebediyye’de, dört aylık olmamış çocuğu, din bilgisi verememek, İslam terbiyesiyle yetiştirememek korkusuyla aldırmanın caiz olduğu bildirilirken, İslam Ahlakı kitabında, Fetava-yı Hindiyye’den naklen, bir şart bildirilmeden, dört aydan önce aldırmanın caiz olduğu bildiriliyor. Bu iki ifade arasında bir çelişki yok mu?
   
 CEVAP  :
    
Hayır, bir çelişki yoktur. İslam Ahlakı’nda, (Dört aylık çocuğunu aldıran kadın cezalandırılır. Daha önce aldırması caizdir) deniyor. Hindiyye’ye bakılınca, mesele daha kolay anlaşılıyor. Bir özürle, dört ayı geçmiş bir çocuğu aldıran kadının cezalandırılacağı bildirildikten sonra, ancak dört aydan önce aldırabileceği açıklanıyor. Yani özürle de olsa, zaruretsiz dört aydan sonra aldıramaz, dört aydan önce özürle aldırabilir deniyor. İfade şöyle:
Emzikli bir kadın, gebe olur, sütü kesilir ve emen çocuğun hayatı tehlikeye düşer, o çocuğun da babası olmazsa; gebelik 4 ay olmadan önce, o kadın ilaçla çocuğunu düşürebilir. Ancak 4 ay geçtikten sonra, çocuğunu aldırması caiz olmaz. (Fetava-yı Hindiye)
  
   
İmam-ı Rabbani hazretleri, (Fakirlikten korkarak, kızlar öldürülürdü. Bu, cana kıymak ve evlat hakkını tanımamaktır) buyuruyor. (3/41) Çocuk aldırmak da böyle büyük günahtır. İbni Âbidin hazretleri, (Özürsüz çocuk düşürmek haramdır. Annenin veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür varsa, uzuvları teşekkül etmeden düşürmek caiz olur) buyurdu. Uzuvlar 120 gün sonra teşekkül eder. Çocuk olmaması için önceden bir tedbir almak caizdir, fakat canlı çocuğu, almak da, aldırmak da haramdır. Fakirlikten dolayı iyi besleyememek korkusu, çocuk düşürmek için özür olmaz. Fakat İslâm terbiyesiyle yetiştirememek korkusu özür olur. (Seadet-i Ebediyye)
   
Demek ki, kürtajın caiz olması için şu iki şart birlikte bulunmalıdır:
    1- Annenin veya süt emen diğer çocuğun ölümüne sebep olan bir özür olacak veya İslâm terbiyesi ile yetiştirememe korkusu olacak,
    2- Çocuk anne karnında 120 günden küçük olacak.
 
    Dört ayı geçince, hiçbir sebeple kürtaj caiz olmaz. Sakat doğacak diye çocuğu aldırmak, doğduktan sonra sakat diye çocuğu öldürmek gibi cinayet olur.
    
     MEHAZ , WEB:   http://www.dinimizislam.com
   
    

    
 ****  **** **** ****  **** **** ****  **** **** ****
   
    
  
    İLK KEZ 1956 YILINDA
   
 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Görmez kürtaj konusunda Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ilk defa 1956 yılında karar aldığını belirtirken, 1983 yılında da Sağlık Bakanlığı Aile Planlaması ve kürtajla ilgili İslam dininin bakış açısından doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulduğunu söyledi. "Kurul yetmiş sayfalık bir rapor hazırlatarak kurum kararı haline getirmiş ve Devlet Bakanı Mehmet Özgüneş imzasıyla Sağlık Bakanlığı’na gönderilmiştir" diyerek raporun sonuç kısmında yeralan maddeleri de şöyle sıraladı.

      "KÜRTAJ, HARAM VE CİNAYET HÜKMÜNDEDİR"
   
  "Toplumun temeli ailedir. Ailenin devamlılığını çocuk sağlar. Dinimiz prensip olarak da evlenip yuva kurmayı ve çoğalmayı teşvik etmiştir.    
Meşru mazeret olmadan gebeliğini ve doğumun önlenmesi uygun değildir. Çocuk aileye ve topluma Allah’ın emanetidir. Bu itibarla her aile ancak bakıp yetiştirebileceği sayıda çocuk edinmelidir. Çeşitli nedenlerden çocuk istenmediği durumlarda karı kocanın ortak istekleriyle gebeliğini önleyici tedbirler alınması caizdir.    
Doğum yapma çocuk sayısının sınırlandırılması, iki doğum arasındaki sürenin ayarlanması, kısırlığın tedavi ettirilmesi gibi konularda da karı kocanın ortak isteğine göre meşru ve emin çarelere başvurulması caizdir. Ancak sağlığa zararlı veya devamlı kısırlığa yol açan ilaç ve aletlerin kullanılması caiz görülmemiştir. Dinen meşru ve bir mazeret olmadıkça çocuk düşürmek ve aldırmak haram ve cinayet hükmündedir. Çocuk düşürmek ve aldırmak, gebeği önleyici tedbirlerden değildir."

   
     BOSNA SAVAŞINDA
   
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 1993 yılında Bosna Savaşında Sırp askerler tarafından tecavüz edilerek hamile bırakılan kadınların kürtaj yapıp yapmayacağının Diyanet İşleri Başkanlığına sorulduğunu da belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
 
  "Bosna Hersek’te on binlerce Müslaman kadın ve kız Sırplar tarafından zorla tecavüz edilerek hamile bırakılmış, bu kadın ve kızların düşük yapma süresi geçinceye kadar esir kamplarında tutulmak suretiyle bu çocukları doğurmalarının sağlanmasına çalışılmıştır. Nitekim tecavüze uğrayan müslüman kadın ve kızlardan düşmanın alçakça tecavüzünün mahsulünü rahiminde taşımak gibi bir zillete katlanmadıkları için canlarına kıyanlar olmuştur. Bilindiği üzere İslam dini insana ve insan hayatına büyük değer vermiştir. Hayatın ve neslin korunması bütün ilahın dinlerin başlıca hedefleri arasında yer almıştır. Ancak söz konusu olaya, İslam’ın izzeti ve İslam toplumunun bu bölgede varlığını devam ettirmesi veya yok olması açısından da bakılması gerektedir. Olaya bu yönü ile değerlendiren kurulumuz annenin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokmamak şartı ile zorla tecavüze sonucu gebe bırakılan müslüman kadın ve kızların kendi iradelerine bağlı olarak ilaç ve tıbbı müdahale yolu ile rahimlerinin tahliyesine cevaz verilebileceği kanaatine varılmıştır."

       ANNENİN HAKKI
  
 Anne karnındaki ceninin, bebeğin kendisine ait hayat hakkı olduğunu belirten Prof. Dr. Görmez, kürtajın sadece bir kadın meselesi olmadığını belirterek, "Zira tarih boyunca bu meselenin en büyük sorumlusu en büyük müsebbebi erkekler olmuştur. Bunun en büyük ıstırabını çekenler mazlum ve mağdur olanlarda hep kadınlar olmuştur. Bütün dinler meşru bir mazeret olmadıkça bu masum günahsız savunmasız varlığın doğmuş, dünyaya gelmiş, yetişmiş bir insan gibi yaşama hakkı olduğunu, bu varlığın da yaşama hakkının dokunulmaz olduğunu söylemeye devam edecektir" dedi.
  

 
  
** ** ** ** ** **
  
   

    ****
    ****

TelePhone & WhatsApp :

*****

E-Mail :

altuntopnet@gmail.com

Adress :

BUCA / İZMİR