Abdülhakim ALTUNTOP -- İSLAM ve BİLİM

İLİM ÖĞRENMEK


    * Peygamber efendimiz (Sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «ilim aramak (öğrenmek) bütün müslümanlara farzdır»(   ). Alimler buradaki ilim hangi ilimdir diye, ihtilâf eylediler.
     Kelâm âlimleri, bu ilm-i Kelâmdır. Çünkü Allahü Teâlâ'yı tanımak bununla olur, diyorlar.  Fıkıh âlimleri, bu Fıkıh ilmidir. Helâl ve harâm bununla ayrılır, diyorlar.
     Hadîs âlimleri, bu Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis ilmidir. Çünkü şeriatın esâs ilmi budur. diyorlar.
    Mutasavvıflar, bu kalb hâllerinin ilmidir. Çünkü, kulun Allahü Teâlâ’ya yolu budur, diyorlar.
     Bu gurublardan her biri kendi ilmini büyük tutuyor. Bize göre bu bir ilme mahsûs değildir. Bu ilimlerin hepsini öğrenmek de farz değildir. Fakat şübhelerin giderilmesi için bunu açıklamak gerekmektedir.
      Bir kimse meselâ, kuşluk vakti müslüman olsa, yahut büluğa erse, bütün bu ilimleri öğrenmesi farz olmaz. Fakat o anda ona farz olan, LA İLAHE İLLALLAH, MUHAMMEDÜN RESÛLÛLLAH kelimesinin mânâsını bilmesidir. Bu da birinci asılda anlattığımız Ehl-i Sünnet îtikaadını bilmektir. Delilleriyle bilmeğe lüzûm yoktur. Zâten bu farz değildir. Fakat, kısaca Allahü Teâlâ’nın sıfatlarına. Peygamber efendimizin (Sallâllahü aleyhi ve sellem) sıfatlarına; âhiretin, Cennet'in, Cehennem'in, haşrın, neşrin sıfatlarına inanmakla olur. Bilir ki onun, bu sıfatlarda olan bir rabbi vardır. O'nun tarafından. Peygamberin dili ile söylenen emirler ve yasaklar vardır. itâat ederse, öldükten sonra saâdete kavuşur; emir dinlemez isyân ederse şakî olup, güç bir vaziyete düşer.
     Bunu öğrendikten sonra, ilimden iki çeşidi öğrenmek insânlara farzdır: Biri kalble alâkalı, diğeri bedenin âzâları ile alâkalıdır.
     Bedenin izalen ite alâkalı ilim de, iki kısımdır. Biri yapılacak olanlar, yâni emirler. Diğeri yapılmayacak olanlar, yâni yasaklardır.
    Yapılacak olanları öğrenmek şöyledir: «Kuşluk vakti müslüman olanın, öğle namazı vakti gelince, abdestten ve namazdan farz olanları öğrenmesi farzdır. Sünnet olanları öğrenmesi ise sünnettir. Farz değildir. Meselâ akşam namazı olunca, akşam namazını öğrenmesi, yâni üç rekât olduğunu bilmesi, farz olur. Akşam olmadan önce, farz olmaz. Ramazan ayı gelince ramazan orucu için niyet etmek farzdır ve sabahtan akşama kadar yemek, içmek ve cima’ etmek harâmdır» kadarını öğrenmesi farz olur. Eğer yirmi miskal (doksan altı gram) altını olursa, zekât bilgisi o zamân değil, bir sene sonra fara olur. Zekâtının ne kadar olduğunu, kimlere verileceğini ve şartlarını öğrenir. Hac yapıncaya (hacca gitmek kendisine farz oluncaya) kadar, hac bilgisi farz olmaz. Bunun vakti de bütün ömürdür. Bunun gibi, hangi işi yapmak gerekiyorsa, onun ilmi o zamân farz olur. Meselâ evlenmek istediği zamân, evlenme bilgilerini öğrenmek farz olur. Şöyle ki: Kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir? Hayız zamânında cima' câiz değildir. Hayızdan sonra da yıkanmayınca câiz değildir ( ). Bunun gibi evlilerin bilmesi icâbeden bilgileri öğrenmek farzdır. Eğer bir san'at sahibi ise, ona âit bilgileri öğrenmesi fara olur. Tüccâr ise fâiz bilgilerini öğrenmesi fara olur. Hattâ bâtıl satışlardan kurtulabilmesi için, alış verişe âit bütün bilgileri öğrenmesi fara olur. Bunun için Hazret-i Ömer (Radıyallahü anh) çarşıda olanları kamçılayıp, ilim öğrenmeğe gönderdi ve buyurdu ki: «Alış verişe âit bilgileri bilmiyenin çarşıda durması doğru değildir. Çünkü, harâm ve fâiz yerler de, haberleri bile olmaz». Bunun gibi her mesleğin bir ilmi vardır. Hattâ hacamat yapanın (vücûttan kan alan), insanın neresini keseceğini, hangi dişi sökeceğini, yaraların tedâvisi için hangi ilâcı kullanacağını ve bunun gibi şey'leri bilmesi lâzımdır.
     Bu bilgiler, herkesin hâline göre değişir. Manifaturacının hekimliğe âit bilgileri öğrenmesi farz olmaz. Hekimin de manifaturacılığa âit bilgileri öğrenmesi fara olmaz. Yapılmaya âit olan İşlerin bilgileri böyledir.
     Yapılmaması icâbeden şey'lerin bilgisi de farzdır. Herkesin hâline göre bu da değişir. Bir kimse ipek giyerse — ki erkeklere haramdır— yâhut içki içilen yerde durursa, yâhut domuz eti yiyenlerin yanında bulunursa, yâhut gasb ederek zorla alınmış bir yerde bulunursa, yâhut elinde harâm mal varsa, âlimlere bu bilgileri bu kimseye öğretmek farz olur. Onlardan, hangilerinin harâm olduğunu söylemelidirler ki, o kimse harâma yanaşmasın. Eğer, meselâ, kadınlarla erkeklerin bir arada oturdukları bir yerde ise, mahremin ve nâmahremin kimler olduğunu ve kime bakmanın câiz olmadığını öğrenmesi farz olur.
    Bu da herkesin hâline göre değişir. Herkesin işi aynı değildir. Başkalarının işlerine âit bilgileri öğrenmesi farz olmaz. Meselâ kadınlara, hayız zamânında talâk vermenin (boşanmanın) câiz olmadığını öğrenmek farz değildir. Boşanacak olan erkeğe bunları öğrenmek farz olur.
     Kalbe âit olanlar da iki kısımdır: Biri kalb hâlleri ile alâkalı, diğeri inanılacak şey'lerle alâkalıdır.
     Kalbin hâlleri ile alâkalı olanların misâli şöyledir: Kibir, haset, sû-i zan ve buna benzer şey'lerin harâm olduğunu öğrenmek farzdır. Bu, bütün insânlara farz-ı ayındır. Çünkü, hiç kimse bu mânâların dışında kalamaz. O hâlde bunları öğrenmek ve bunlardan kurtuluş çârelerini bilmek farzdır. Zira bu umûmî bir hastalıktır. Bundan kurtulmak ise, ilimsiz doğru olmaz. Fakat; bey' ve şîrâ, selem ile satış, rehin, kirâ ve fıkıhda geçen bunun gi¬bi ilimleri öğrenmek farz-ı kifâyedir. Muâmelâtta bu ilimlere muhtaç olana, bu ilimler farz-ı ayın olur. Bir çok insânlar bunları bilmiyebilir, ama kalbe âit bu halleri bilmemezlik edemez.
     İtikaadla alâkalı diğer bir kısım da, îtikaadında bir şüphe meydâna gelince, o şübheyi kalbinden gidermenin ona farz olmasıdır. Fakat o şübhenin aslında farz olan îtikaatlarda olması, yâhut şübhe edilmeyen inanılacak şey'lerde bulunması lâzımdır.
     Buradan anlaşıldı ki, ilim, bütün müslümânlara farzdır. Hiçbir müslü- man ilim öğrenmenin dışında kalamaz. Fakat bu ilim bir çeşit değildir. Herkes için de aynı değildir. Hâle ve vakte göre değişir. Amma hiç kimse, ihtiyâcı olmak sebebiyle, bunun dışında kalamaz. Bunun için Peygamber efendimiz (Sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Hiçbir müslüman yoktur ki. ilim ona farz olmasını»( ) Yâni kendisine lâzım olup, onunla iş yaptığı ilim farzdır.
   *
   *

  

       ****  **** **** ****  **** **** ****  **** ****
  MEHAZLAR :
    **  İmam-ı Gazalî - Kimya-i Saadet , Sh: 103 - 105
   ** 
   **

TelePhone & WhatsApp :

*****

E-Mail :

altuntopnet@gmail.com

Adress :

BUCA / İZMİR