* Zamanın ölçüsü olarak saniye, dakika, saat, gün, hafta, ay ve yıl gibi birimler kullanılmaktadır. Ay takvimi, Ay’ın gökyüzündeki hareketlerine göre düzenlenmiştir.
Hz. Muhammed’in M.S. 622 yılında Mekke’den Medine’ye Hicreti başlangıç alınarak düzenlenen Hicrî takvim, Ay takvimine bir örnektir.
* Hicrî (Kamerî) sene Ay'ın Güneş'e nazaran muhtelif vaziyetlerde bulunmasından doğan ve ayın birbirini tâkibeden 13 ictimâi (ictimâ-ı kamer) arasında kalan 12 aylık müddetdir. Mîlâdî ve Rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ile başlayıp, Zilhicce ayı ile sona erer.
Bu takvime âid aylar; Muharrem, Safer, Rebî’ül-evvel, Rebî’ul-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce’den ibarettir.
Hicrî sene; Ay'ın Dünyâ etrafındaki dönüşü esâsına dayandığı için, Mîlâdî yıldan 10.875 gün (10 gün 21 saat 00 dakika 12 saniye) daha kısadır. Bir sene 354. 875148 gündür.
* Hicrî takvim Kamerî esaslıdır. Dolayısıyla hilâlin görülmesine göre aylar bazen 29,
bazen 30 gün çeker. Yıl, bazen 354 bazen 355 gündür.
Bilhassa Hicrî takvime göre yılın dokuzuncu ayı olan Ramazan'da farkedildiği üzere,
Kamerî ayların bazen 29, bazen 30 gün sürmesinin sebebi, İslâm takviminin Kamerî (Ay) takvimine dayanmasıdır.
Kamerî takvimde ayların uzunluğu, hilâlin gözlemlenmesine bağlı olarak belirlenir.
اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ
اِنَّمَا النَّس۪ٓيءُ زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُحِلُّونَهُ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُ عَامًا لِيُوَاطِؤُ۫ا عِدَّةَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ فَيُحِلُّوا مَا حَرَّمَ اللّٰهُۜ زُيِّنَ لَهُمْ سُٓوءُ اَعْمَالِهِمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ۟
* Tevbe Suresi 36 ve 37. ayet meali : "Doğrusu Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap budur. O aylarda kendinize zulmetmeyin, müşrikler sizinle topyekün savaştıkları gibi siz de onlarla topyekün savaşın. Bilin ki Allah buyruklarına karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Aylara ek yapmak, inkârcılığı artırmaktan başka bir şey değildir, inkârcıların daha da sapmasına yol açmaktadır. Onlar (ayların sayısını) Allah'ın yasakladığı aylara uyarlamak üzere,
bu eklemeyi bir yıl helâl bir yıl haram sayıyorlar ki, böylece Allah'ın haram kıldıklarını meşrû hale getirsinler.
Bu yaptıkları kötü işler kendilerine güzel görünüyor. Allah inkârcılar topluluğunu doğru yola iletmez."
*
* Ay, Dünya etrafında 12 defa döndüğü zaman bir Kamerî Sene olur ve 354.367 gündür (354 gün 8 saat 48 dakika 34.68 saniyedir). Dünya, Güneş etrafında 1 defa döndüğü zaman da bir Miladî Sene olur ve 365.2422 gündür.
* Ay, Dünya etrafındaki bir turunu yaklaşık 29.53 günde tamamlar. [Bu döngü “Sinodik Ay” olarak bilinir. Bu döngü doğrudan zamanı ölçmekte kullanılmış, ilk takvim sistemlerinin temelini oluşturmuştur.] Bu yüzden kamerî aylar bazen 29, bazen 30 gün sürer.
Üst üste 30 gün olduğu da olur. Aylardaki bu farklılıktan Kamerî yıl içerisinde Artık Ay olduğu anlamına gelmez. Artık Ay olmayınca Artık Yıl da olmaz.
*
* Artık Yıl Gregoryen takvimine göre bir takvim yılının 365 gün yerine 366 gün sürdüğü yıla verilen addır. Normalde bir yıl 365 gün sürerken, artık yıllarda bir gün fazla eklenerek bu süre 366 güne çıkar. Bu ek gün, Şubat ayına eklenir ve Şubat ayı 29 gün olur.
Artık yılın temel amacı, dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresi ile takvim yılı arasındaki farkı dengelemek ve bu sayede mevsimlerin kaymasını önlemektir.
* Dünya, Güneş’in çevresindeki 4 turunu (4 x 365) 1.460 günde değil, 1.461 günde tamamlar. Biz de takvimlerimize her dört yılda bir, bu fazladan bir günü ekleriz. Bu fazla güne “artık gün”, artık günün eklendiği yıla da “artık yıl” denir. Eğer takvime dört yılda bir (yani artık yılda) bir gün eklenmeseydi, yılımız da gerçekten her dört yılda bir, bir gün önce başlardı.
* “Batılı müellifler, hicrî takvim'in 1.,3.,5.,7.,9., ve 11. ayının her yıl 30 gün olduğunu; 2.,4.,6.,8., ve 10. ayının devamlı 29 gün çektiğini; genellikle 12. ayın 29 gün olduğunu, artık yıllarda ise 30 gün olduğunu (Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanından gelen İslam'da fazla sayı da artık yıl olmamasına rağmen) iddia ettiler.
Böylece Batılı bilim adamları, bir Kamerî yılda 354 veya 355 gün bulunduğunu ifade etmek isterler.
* Bereket versin.. ki yeryüzünde verilmiş bu basit hüküm ilahiyatçılar tarafından gökyüzüne tatbik edilmez, tabiat kuvvetleri yine de yaratıldıkları gayeye uygun vazifeyi icra etmeye devam eder ve dünya müslümanları tabii olgulara bağlı kalırlar, teklif edilen basit kurallara değil.
Bundan daha garibi aynı Batılı yazarların Kamerî yılın 9. ayı olan Ramazan'ın devamlı 30 gün olduğunu söylemeleridir ve onlar başka yerde iki manaya çekilebilecek surette kendilerinin yaz-dıklarını unuturlar (bazen birkaç satır sonra yazdıklarını unuturlar, mesela Couderc gibi s.74, satır 10 ve s. 75, satır 10). Oysa müslümanlar her yıl Ramazan orucunun ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceğini bilmek için kafa yorarlar.
Batılıların formülü doğruysa, şu halde müslamanların merakı neden?
* Gerçek, ayların 30 güne münhasır olmadığıdır;
istisnasız her bir ay ya 29 ya da 30 gün arasında devridaim yapar; Muharrem de böyledir. İslam Dünyasında 1400 yıldan beri çocuklar dahi bunu bilir. Birileri takvime müracaat eder-se takriben her yıl 29 günlük iki ardıl ay veya 30 günlük iki ardıl aya olabildiğini görülebilir; bazı senelerde 29 veya 30 günlük ardışık üç ay olabilmektedir.”
* İslâm'da Kamerî takvimin kabul edilmesi Medine dönemine, Peygamber Aleyhisselam'ın memleketi Mekke'den 622 yılında hicret edip Kuzey Yesrib'e gelmesinden sonraya rastlamaktadır. Yesrib, daha sonra Medinetü'n-Nebi (Peygamber'in şehri), kısaca Medine olarak adlandırılacaktır. Hicretin ikinci yılında gelen bir vahye göre Kamerî yıl sabitlendi ve herhangi bir artık ay ekle-mesi yapılmadı (9. Sure, 37. Ayet). Böylece İslâm öncesi vakitlere dair her türlü bağlılık terk edildi. Çünkü Arabistan'da İslâm öncesi dönemde kullanılan Ka-merî takvimde artık aylar vardı ve birkaç yılda bir bu aylar Güneş takvimi ile Ay takvimini yaklaştırmak adına eklenirdi. Böylelikle bu artık aylar ortadan kaldırılmış oldu. Nihayetinde, yıl boyunca kutlanan bayramların mevsimlerle alakası kesildi,
bu da İslâm öncesi dönemden kalma örf ve adetlerin tamamen silinmesinin yolunu açtı.
* Ay'ın Dünyâ çevresindeki bir dolaşımı bir aydır. On iki dolaşımı, 355 gün eder. Aylar bu hesapla dolaşır. Her ay, 33 yılda bir kere aynı mevsime rastlar. Bunu değiştirmek pratik bir ihtiyaçtan doğmuş olsa da Allah'ın yeri göğü yarattığı zamandan beri belirlenen Ay hesabına aykırıdır. Çünkü görünürde adı değiştirmekle Ay'ın seyir süresi değişmez, Ay yine öyle seyreder. Allah'ın yasası değişmez. Eğer zaman hesabını değiştirmek ve mevsimini sabit tutmak lazımsa Güneş yılını kullanmak gerekir.
Bu uygulama, vaktiyle hac mevsimini ılımlı bir mevsime rastlatmak amacıyla konulmuş olsa da sonradan kötüye kullanılmış, haram ayında yasak olan saldırma, öldürme, çapul işlerini daha rahat yapabilmek için de Nesî' (ertelemey)e başvurulmuştur.
İşte asıl bu sebepten ötürü Kur'ân bu erteleme geleneğinin aşırı küfür olduğunu, kâfirlerin bununla şaşırtıldığını belirtmektedir.
*
* Ay'ın evrelerini takip eden Hicrî takvime fazladan gün eklenmiyor. Bir kameri yıl yalnızca 355 gün uzunluğunda olduğundan,
Hicrî takvimdeki önemli tarihler, Güneş takvimine göre her yıl 10 ila 11 gün daha erken hareket eder.
*
* Hicrî takvimlerde, Miladî takvimlerde olduğu gibi artık yıllar mevcut olduğunu iddia edenler var ise de, bu doğru değildir. Miladî takvime göre Kamerî takvimde yaklaşık 11 günlük bir gerileme olmasının ARTIK YIL ile alakası yoktur. Miladî takvimde Ocak, Mart, Mayıs ve diğer ayların bir kısmı 30 gün değil de 31 gün çekmesine rağmen ARTIK YIL ile alakası olmadığı ancak ŞUBAT ayı ile alakası olduğu biliniyorsa; Kamerî ayların birkısmı 29 gün çeker iken, diğerleri 30 gün çekmektedir. Dikkatli araştırma ve gözlem yapılırsa alakası olmadığı anlaşılır. Kamerî aylar biz istediğimiz için 29 veya 30 gün çekmez.. Allah-ü Teala’nın emri olduğu içindir.
* Hiçbir Kamerî ay 29 gün iken veya 30 gün iken, eksilterek 27 veya 28 gün yapılamayacağı gibi; artırılarak 31 ya da 32 gün yapılamaz.
*
** Hicrî Şemsî Takvim:
* Peygamberimizin hicretde Medîne-i münevvere yakınındaki Kuba köyüne ayak bastığı 20 Eylül günü müslümanların Şemsî yılbaşısı, yâni hicrî şemsî sene başlangıcıdır.
* Hicrî Şemsî sene de mîlâdî sene gibi güneş esâsına göredir. Ayları mevsimlere göre isimlendirilir.
Güz ayları 30’ar gündür ve Harîf-i evvel, H. Sânî, H. Sâlis diye isimlendirilir. Kış ayları 30’ar gündür ve Şıtâ-i Evvel, Ş. Sânî, Ş. Sâlis ismini alır. Bahar ayları 31’er gündür ve Bahar-ı Evvel, B. Sânî, B. Sâlis ismini alır.
Yaz ayları da 31’er gündür ve Sayf-ı evvel, Ş. Sânî, S. Sâlis ismini alır. 4’e bölünebilen her sene, artık yıl kabul edilir.
Fakat her 128 sene 4’e bölündüğü halde artık yıl kabul edilmemektedir.
* Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde (1 Muharrem) sene başı olarak kabul edilmiştir.
* Hicrî Şemsî seneyi, Hicrî Kamerî sene ile karıştırmamak lazımdır.
*
*
*
** KAYNAKLAR :
* ( Hicri Takvim ve Tarihi Arkaplanı , Uludağ Üni. İlahiyat Fakültesi Dergisi )
* ( Prof. Dr. Annemarie Schimmel , Müslüman Saati - İslam'da Günler, Aylar, Kandiller ve Bayramlar )
* ( Prof. Dr. Süleyman ATEŞ , Kur’an Ansiklopedisi )
* ( İslam Tarihi Ansiklopedisi )
*
** BU MAKALE , Özbağlı Abdülhakim ALTUNTOP TARAFINDAN HAZIRLANMIŞDIR.
**
*** *** ***